Yine bir gece yarısı. Ve ben gecemi aydınlatan ay ışığının
altında seni yazıyorum kalbimin bir köşesine. Kelimeler kifayetsiz, kelimeler
yetersiz. Güzelliğini anlatmak kolay olmuyor. Senelerdir tamamlayamadım seni
yazmayı. Dünyaları da sığdırsam yine bir sen etmeyecek biliyorum. Hani şiirler
vardır ya derinden etkiler insanı, tüyleri diken diken olur ya insanın. İşte
öylesin benim için. Her gülüşünde ayrı bir dize saklı. Bir şiirsin sen yazmaya
kıyamadığım, okumaya doyamadığım. Bütün güzellikler sende, sen bende, ben ise
sen kendinde nereye koymak istersen oradayım. İçim ürperiyor her
yakınlaştığımda sana. Ne bileyim tarifsiz, nedeni olmayan bir kıpırtı başlıyor
yüreğimin tam da içinde. Ya güzelliğinden bu kıpırtı, ya güzelliğinden. Yok
başka bir açıklaması. Her harf, her kelime dökülürken dudaklarımdan, bir kez
daha düşünüyorum. Ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışmak zor geliyor,
anlatamıyorum. Sayfalarca yazarsın ya bir şiiri de son cümledir ya güzellik
katan o şiire. O şiir benim hayatım, sen de o son cümlesin. Hayatımı anlamlandıran,
dünyamı renklendiren, yüzümü güldüren o gül yüzün eksik olsun istemem
hayatımdan bir an. Gün gelir de kaçarsın belki, gün gelir de bu şiiri
anlamsızlaştırırsın, bil ki o an yazılmış bütün şiirlerim son bulur. Yırtar
atarım bütün sayfaları. Güzelliğinden, samimiyetinden, aşkından mahrum olmak,
ölümden beter. Bir ömür , evet evet koskoca bir ömür okumaktan bıkmayacağım,
seve seve dillendireceğim şiirim sensin. Büyük lokma ye ama büyük söz söyleme
dediler küçükken. Ben yapamadım. Ve tekrar tekrar söylüyorum. Sevmekten
vazgeçmem seni. İki elim kanda da olsa bil ki yine seveceğim seni. Gözlerine
her baktığımda, suretini bu seni gördüğü için güzelleşen gözlerim her
gördüğünde alev alev yanacak bu gönlüm ve ben yine seni yazacağım. Sen benim
şiirimsin. Kimi zaman mısralara sığmayan, kimi zaman okumaya cesaret
edemediğim. Ben şiire aşığım, işte şimdi anla ne kadar değerlisin benim gözümde
bir tanem…
Hayat tecrübelerinizi kağıda dökünce daha da acı oluyor. Acıyı sevmek zevke dönüştüyse , yazmaktan hiç kaçmayın.
3 Haziran 2016 Cuma
Yarın Yine Seveceğim Seni...
Soğuk bir eylül akşamındayım şimdi. Mevsimlerden senbahar.
Yağmur taneleri yeryüzüne doğru intihar etmeye meyilli bu yıldızların gökyüzünü
boyadığı gecede. Elimde sönmeye terk edilmiş bir sigara, önümde sonunun nereye
vardığını bilmeden yürüdüğüm bir yolda aklımda tek bir düşünce.‘Sen’. Ve ben şu
an bu yürüdüğüm yolda attığım her adımda seviyorum seni. Öyle seviyorum ki seni
ayaklarım kopana kadar adımlayacakmış gibi. Kalbim her attığında sen geliyorsun
dilimin ucuna ve ben avaz avaz ‘AŞK’ diye bağırıyorum. Sen aşksın bende ve bu
değişmeyecek kalsan da gitsen de. Gözlerimi her kapadığımda göz kapaklarımın
altına ilmik ilmik işlediğim yüzün geliyor gözlerimin önüne ve ben sana bir
kere daha aşık oluyorum. Ama sevgili hani an geliyor uzaklaşıyorsun ya benden
aldığım her nefes hüznü hatırlatıyor bana. Nefes almak güçleşiyor, seni içime
çekmek isterken senin yokluğun yakıyor ciğerlerimi. Yapma sevgili, ne olur
gitme benden. Kızma da bana olur mu? Bu güzelliği benden başkası sahiplenecek
diye korkuyorum. Kıskançlığım da bundandır biraz da. Bi başkası baksın
istemiyorum o baktığımda dünyayı unuttuğum gözlerine benim baktığım gibi.
Yüreği yerinden çıkacak gibi olmasın kimsenin benden başka seni gördüğünde. Ya
da ne bileyim sevgili, benden başka kimse güne senin olmak için uyanmak
istemesin. Anla be sevgili seviyorum seni. Sevdiğim kadar da kıskanıyorum işte.
Elimden gelse, alıp seni gökyüzünde bir yıldızın üstüne bırakacağım. Gün gelir
de yeryüzüne düşerse o yıldız sen de gönlüme düş diye. Aslına bakarsan kimse ulaşamasın
diye benden başka göndermek istiyorum seni yıldızlara. Kızıyor musun şu an
bana? Kızma. Gözlerimin içine bak. Bak ve benim sensiz olamayacağımı bir
başkasına da yar olamayacağını anla. Unutma sevgili ben bir tek seni aşk bildim
ve aşkım kelimesi bir tek sana söylendiğinde anlam buldu bende. Şimdi gidiyorum
sevgili. Yarın gelirim diyemem ama bil ki yarın yine seveceğim seni…
Seneler Doldu
Seneler doldu. Ben bir fakir, sen benim ekmeğim bekledim
durdum. Umutluydum, vuslatın uzak olması hiçbir zaman büyümedi gözümde. Ne
bileyim korkmadım beklemekten bu sefer. Günler, aylar, yıllar birbirini
kovaladı, nice insan vazgeçti sevdiğinden de ben senden geçemedim. Kimi zaman
yüzünü gördüğümde geçtim bir kenara ağladım, kimi zaman da karşında dik durmaya
çalıştım. Her gece yatmadan yalvardım Allah’a vuslatımı erken nasip etsin diye.
Neler değişti, neler geldi geçti bilmem. Bildiğim tek bir şey var ben seni
özledim. Ben senin adını her andığımda kalbimden kelebekler uçuştu gökyüzüne.
Ben seni her düşündüğümde senin gül yüzünle aydınlanan yüzüm güldü benim. Ben
seni her gördüğümde gözlerim yaşardı sevinçten. Allah biliyor ya içimi, seni
görmeyi bana nasip etti diye her seni gördüğümde gözümden hep bir damla yaş
geldi benim. Mesafelerin, bir adım kadar yakınken binlerce kalp atışı uzağımda
olmanın anlamını yitirdiğini sende anladım ben. Bekledim; her şeyi bir kenara
bırakıp, vazgeçmeden bana geleceğin günü bekledim. Sevdin mi diye sorarsan işte
buna cevap veremem. Bunu en iyi gözlerim anlatır. Bak gözlerimin içine, içimde
senin için yanan yangını gördüğün zaman anlarsın nasıl sevdiğimi. Aşık mısın
diye sorma bana. Getir ellerini kalbimin tam üstüne. Evet, tam da düşündüğün
gibi. Bu kalbin ritmini değiştiren sensin. Uzaktan uzağa sevdim ben seni. Elimi
uzatsam tutamayacağım kadar uzak, gözümü kapatsam kalbimde hissedecek kadar
yakındın bana. Ben seni bekleyerek sevdim. Günlerce, aylarca, yıllarca
bekleyerek. Ben seni özleyerek sevdim. İliklerime kadar hissederek özlemini
sevdim ben seni. Nasıl olduğu, nerde olduğu , nerde olduğu önemli değil. Ben
seni her halinle, her anımda yaşayarak sevdim. Bir ömür daha sevmeye devam eder
misin diye sorma. Öyle bir buse kondururum ki yanaklarına, cennetin kapısından
birlikte geçeceğimizin müjdesini veririm sana…
Bi Farklı Seviyorum Seni
Ne denli farklısın bilmek ister misin bende? Ya da şunu
sorayım sana sevgili bendeki sen nasıl öğrenmek gider mi hoşuna? Ben seni bir
farklı seviyorum. Öyle bir mevsim değil dört mevsim seviyorum seni. Bazen bir
yaprak dökümünde, bazen güneşin altında sıcaktan yanarken, bazen bir kar tanesi
düştüğünde yeryüzüne üşüyerek, bazen de çiçekler açarak seviyorum seni. Annem,
babam, abim, ablam gibi değil, ben seni diğer yarım diye seviyorum. Çekinerek,
sevdiğimi söylemeye utanarak seviyorum. Ben seni bir şiir ol hayatımda diye
değil, eğer illa da bir yazı olacaksan alın yazım ol diye seviyorum. Ol ki her
kapım sana çıksın diye seviyorum. Bir tene dokunacaksam eğer, bu senin tenin
olsun diye seviyorum seni. Bir yuva kuracaksam bu sonu ne zaman geleceği
bilinmeyen dünyada, o yuvayı yapacak dişi kuş sen olasın diye seviyorum. Hayat
bu ya belli olmaz sonumuz, bir kuru ekmeği paylaşacak olursam açlıktan o
ekmeğin yarısını sen yiyesin diye seviyorum. Ya benim sonum ol ya da gel
birlikte sonsuz olalım diye seviyorum seni. Korkmadan, üşenmeden, sıkılmadan,
yorulmadan, hiç vazgeçmeyeceğimden emin olarak seviyorum seni. Ve emin ol
sevdiğim, bir o kadar da kıskanıyorum seni. Hem de öyle böyle değil bu
kıskançlık. İliklerime kadar seviyorsam seni, sana benim baktığım gözlerle
bakanın iliklerini kurutacak kadar kıskanıyorum seni. Karşına geçip seni
sevdiğimi söyledim ya hani, aynısını yapmaya çalışan karşında duramasın diye
bütün kemiklerini kıracak kadar kıskanıyorum seni. Bil isterim sevdiğim konu
sen olunca paylaşamam elimdekini kimseyle. Ne gözlerine bir saniye baksınlar ne
yüzünü görsünler benden fazla. Sevmekten oluyor bütün bunlar. Ben sevdiğim için
kıyamıyorken yüzüne bakmaya, birileri benden fazla bakmasın istiyorum. Anla
işte sevdiğim, ben kıskanıyorum seni. Ve ben nasılsam sana karşı, sen de beni
öyle sev istiyorum. Bazen an gelecek karanlıktan korkacaksın. Korkunu yenmek
için bana sarıldığını düşünecek kadar sev istiyorum beni. Bazen güleceksin
hayata karşı, ve o gülüşleri paylaşmak istediğinde o kişi ben olacak kadar sev
beni. Bazen ağlayacaksın dayanamayıp, o bakmaya kıyamadığım gözlerinden akacak
yaşları silmeyi benden isteyecek kadar sev istiyorum beni. Hadi şimdi söyle
bana sevgili, bu kadar sevgiye karşılık hala çok mu şey istiyorum senden? Sus
sevgili sakın tek bir söz etme, bırak gözlerin anlatsın her şeyi…
Başlıksız...
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor yürüdüğüm sokakta.
Çıt ses yok yere düşen yağmur tanelerinin çıkardığı o huzur veren sesten başka.
Yalnız, bir o kadar da kimsesizim şu anda. Arkamdan gelecek bir ses bekliyorum.
Senin sesini… Biliyorum gelmeyecek o ses kulaklarıma. Susacaksın bir ömür boyu
bana, ve sen sustuğun kadar ben susayacağım sana. Ne kadar çabalasam da
olmayacak biliyorum. Çünkü ben senin amîn demediğin bir duayım ömründe.
Olmayacak gözüyle baktığın, Allah’tan istemeye çekindiğin bir ufak duayım.
Olsun be buna da şükür veda edemediğim. Şimdi gidiyorsun ve ben senin bende
bıraktığın bazı keşkelerle, bazı iyikilerle yaşamaya devam edeceğim bundan
sonra. Korkma, bu gözler hiç kötü görmeyecek o yüzüne bakmaya kıyamadığım seni.
Çünkü sen, hiç kötü gelmedin bana. Ne zaman bir iyi ki bulsam hayatımda ucu bir
şekilde seni buldu. Mutluydum zaman zaman ve bu mutluluk iyi ki seninle
yaşandı. Hep bir mutsuz haldeyim büyüdüğümden beri. Ama her moral bozukluğunda
hep sen vardın yanımda. İyi ki de sen vardın. Sevdim kimi zaman, hem de öyle
tarif edilebilir değil; harbi harbi sevdim. Ve iyi ki seni sevdim. Sen bana hiç
kötü gelmedin de kimse benden bu kadar kötü gitmemişti. Yalnızlığa terk
edilmemiştim hiç. Sen beni bu yalnızlığa terk ederken, beni benimle baş başa
bırakırken, gözlerimden değil de kalbimden döküldüğünü hissettim bir şeylerin.
Hani gidiyorum dedin ya bana, işte o an yağmur damlasının yere çarptığında
paramparça olup oraya buraya dağılışını seyrettim kalbimde. Artık paramparça bu
kalp. Bunca yarıda bırakılmışlığın ardından bir de senin gidişin beni bende
yarım bıraktı. Artık hep eksik bir yarım. Ve gelsen de artık tamamlanmayacak
geriye kalanlarım. Çünkü ne senin tahtını kurabileceğin bir kalp kaldı bende ne
de sevmeye mecalim. Tek bir keşke var dudaklarımın arasında şimdi. Keşke
diyorum, keşke gitmeseydin. Ama gidişin bana bunu da öğretti. Keşkelerle
yaşanmıyormuş içime sustuğum. Şimdilerde ise ben gidiyorum; senin olmadığın,
seni bana hatırlatmayacak bir benliğe doğru. Umarım bu gidişim bir şeyler
kazandırır sana. Hoşça kal…
Olur Mu Dersin ?
Bir gün daha eksildi ömrümden, sensiz geçen bu gecenin
ardından. Yaşlanmak değil yüreğime ağır gelen. Sensizlik öldürüyor beni. Sen
her yeni güne uyandığında bensiz, benim için güneş doğmuyor. Her yer karanlık,
her yer sessizlik, her yer sensizlik. Uzanıp tutamıyorum ya ellerini,
dokunamıyorum ya o gül yüzüne, işte o an bir daha efkarlanıp uzanıyorum
yalnızlığıma. Bir bakabilsem gözlerine deli bir aşık misali, bir sarılabilsem
sana bir annenin çocuğuna sarıldığı kadar içten, bir çekebilsem kokunu içime,
geçecek biliyorum kanayan yaralarım. Bütün dünyayı da dolaşsam, sana en çok benzeyeni
de bulsam, beni en çok sevecek olanı da bulsam yapamam. Ben bu gözleri senin
için kapatırken her gece yanımda olan sensizliğinle, bu kalbin atmasına senin
için müsaade ederken yapamam. Bir başkasını koyamam yerine. Bir yumruk kadar
küçük kalbimin en güzel yerine koymuşum ben seni. İstemem senden başka kimseyi.
Ben belki bugün yeniden benim olur diye başlıyorum her yeni güne. Bir sonraki
gün artık benim için de güneşler doğacak diye umutlanıyorum, seni düşünerek
geçirdiğim her gün. Ah bir benim olsan, gözlerine bir baksam da bulsam
mutluluğun tarifini. Çizsem bütün dünyaya mutluluğun resmini senin o beni bana
hapseden gözlerinden. Ah bir tutsan ellerimi, hissetsem tam şu sol tarafımda
seni. Değiştirsen kalbimin ritmini bir çırpıda. Ah bir sarılsam da sana dünyadaki
bütün kızların gözlerini haram etsem gözlerime.Bir tek seni görsem, bir tek
seni hissetsem. Hava aydınlandı ve ben bugüne de seni düşünerek, yepyeni
umutlarımla, seni deliler gibi severek başladım. Ya doğar yarın güneş benim
için ya da bir sonraki günü beklerim…
Kefenin Cebi Yok
Geceler çok zor geçiyor benim için sevgili. Yıllarca düşünüp
bulamadığım cevaplarını arıyorum her gece aklımda asılı kalan soru
işaretlerinin. En zor soruyu da sen bana geldiğinde sormaya başladım ben. Tek
bir kelime tek bir soru… Neden? Senin bende olmana, yüreğime dokunmana, benim
seni sevmeme, sana bağlı olmama sebep neydi diye düşündüm durdum. Sorarsan
buldun mu diye bir tek cevap, bulamadım sevgili. Çünkü sen bana gelirken
kimseye sormadın, o seni ilk gördüğüm anda düştün yüreğimin ta derinlerine. Sebep
sormadan geldin bana. Çünkü sevgili, sen dokunurken yüreğimin en ince
tellerine, bana yapacak tek bir şey bıraktın sadece, sevmek. Ben de sevdim seni
sevgili. Sebep aramadan, karşılık beklemeden sevdim seni. Çünkü sevgili ben
seni ilmik ilmik dokurken kalbime, deliler gibi bağlanırken korkmadım. Acı
çekerim diye, üzülürüm diye hiç düşünmedim. Ne bileyim sevgili, hani sevilen
sendin de seven bendim ya, bu yüzden korkmadım işte. Sevmeye yılmadan,
usanmadan, sıkılmadan devam ettim. Çünkü bildim ki üzen de sen olsan bu yürek
seni sevdiği için hiç pişman olmayacak sevgili. Sevmeyi bir sebebe bağlamak
mıydı doğrusu? Yoksa o sebepsiz sevmeler miydi asıl aşkın tarifi? Bilmem. Bana
göre aşk sendin de seni sevmekti sebepsiz yere güzel olan. O gün geldiğinde,
ecel çaldığında kapımı, koyulduğumda o tahtadan tabutun içine, yine
bilmeyeceğim seni neden sevdiğimi. Tek bildiğim bir sebep var hayata dair. O da
sensin sevgili. Bu hayata tutunmama da, mutluluğuma da, hayattan tat almama da
sebep sensin sevgili. Başka bir şey umurumda değil. Bir sen ol mesela yanımda
bu yeter bana. Hayat bu, götüremiyorsun öteki diyarlara her şeyini. Yok bu
kefenin cebi. Ben bir tek seni istiyorum sevgili sebepsiz, delicesine. Gel gir
ve çıkma bir daha bu yürekten. Cehennem de bana cennet olur bu yüreğimde sen
varken.
Lades...
Bulutlar yeryüzüne inmiş bu gece.
Karanlık bir gecenin içine düşmüş beyazlıklar sokak lambalarıyla bambaşka
renklere dönüşüyor. Hava üşütürcesine soğuk, gece alabildiğine karanlık,
sokaklar da ıssızlıkla kafayı bozmuş durumda. Gecenin bir yarısında elimde fotoğrafın,
bir elim kalbimde; karşımda mı yoksa kalbimde mi olduğunu kestirmeye
çalışıyorum. Kalbimde desem değilsin, çünkü elimdeki fotoğraftan o kara renkli
gözlerinle öylesine bakıyorsun ki gözlerimin içine, fotoğrafına dokunsam elimi
teninde hissedecekmişçesine gerçek sanıyorum. Karşımda desem yine değilsin,
çünkü şu an bir başka ve sanırım bu sefer aşka çarpıyor kalbim. Ve öyle istekli
ki sen bende değilken hiç istekli atmadı böylesine. Ne kalbimdesin ne de
karşımda? Sahi kara gözlüm, biliyorum bendesin ama nerdesin? Düşünüp duruyorum
geceler boyu nerede olduğunu bir cevap bulabilmiş değilim. Ama bu gecenin
ağırlığından kendimi dinlemeye o kadar vakit buldum ki, sonunda senin de nerede
olduğunu buluyorum benliğimde. Sen kara gözlüm, sen benim aklımdasın. Hayatla
ladese tutuşsak, seni benden alamayacak kadar aklımdasın...
Adını Koyamadığım...
Adını koyamadığım, kelimelere sığdıramadığım bir şey bu.
İster kendin adlandır, ya da bırak anlamını kendi bulsun bu sana karşı
yaşadığım şey. Aşk desem değil, sevgi desem hafif kalır yanında biliyorum.
Sırtımda bir küfe, içinde seni kendimde
anlatmaya çalıştığım binlerce kelime var. Her biri çıktıkça o küfeden biraz
daha anlam kazanıyor, bir parça daha yer ediniyorsun yüreğimde. Ama senelerdir
seni kendime anlatmaya çalışıyorum da o küfedeki kelimeler yetmiyor bana. Ya
binlercesi yan yana bir anlam kazanıyor sonu olmayan koskoca bir yazıda, ya da
bir tanesi anlatıyor da seni bana tamamlayamıyor o da tam anlamıyla seni. Ben
bu hayatı nasıl sensiz yarım yaşayıp da tamamlayamıyorsam kelimelerin de gücü
yok seni bende anlatmaya. Nedendir bilmem her anımda sen varsın, her gözlerimi
kapattığımda gözlerimden süzülen yaşlardan biri oluyorsun da düşüyorsun
yüreğime. Bütün ömrümce ağlamaya razıyım. Yeter ki sen ol gözyaşlarım da düş
teker teker yüreğime ve sel ol git vücudumun en derinlerine. Ben seni hissetmek
istiyorum sevgili. Seni ilk gördüğümden beri yarım kaldı bir tarafım. Ya sen
tamamlayacaksın, ya sen. Takıntı gibi gözükse de sana bu dediklerim aldırma.
Ben başkalarında tatmadıklarımı sende tatmaya geldim. Bilirim bu gözler hiçbir
anlam kazanmaz sana bakmadıktan sonra. Bu kalp atmaz senin için atmadıktan
sonra. Ben seni yaşamak istiyorum sevgili. Her sabah sana kalkmak, sana
uyanmak, geceleri yatarken bir sonraki gün yine benim ol diye yatmak istiyorum.
Çok zor biliyorum tarif etmek. Seni nasıl sevdiğimi, sana neler hissettiğimi
anlatmak çok zor. Aslına bakarsan sevmiyorum da seni. Bu hissi, bu duyguyu
sevmek diye tarif ederim de darılır bütün kelimeler bana. Hadi anlatsam şimdi,
seviyorum desem seni sen söyle sevgili küsmez mi bana diğer bütün sevgi
sözcükleri. Yapamam, kelimeler izin verse ben kıyamam seni tek bir sözcüğe
sığdırmaya. Anlatamam ne seni ne de bu hissi. Yaşadıkça anlamlandıracağım,
ölene kadar da bulamayacağım kelimelere saklısın sen. Gel birlikte bulalım
sevgili seni bende. Yavaş yavaş vazgeçmeden birlikte yaşayalım birbirimizi. Ve
senden son bir istek sevgili. Bulma beni. Kelimelere sığdırma. Sev sadece sev
istiyorum. Bu kadarı da bana yeter. Seni seviyorum…
10 Mart 2016 Perşembe
GİDEMEYECEKSİN
Ne geçti eline bilmiyorum, bırakıp gittiğinde. Artık daha fazla özlüyorsun beni. Kilometrelerce uzaktayken çektiğinden fazla özlemin, birbirimize bir adım kadar mesafedeyken. Her gün hiç beklemediğin anda aklına takılıp düşüyorum o acımasız yüreğine. Belki gülümsetiyorum seni, belki de gülücüklerini alıyorum yüzünden. Ne olursa olsun, çektiğim kadar çekemezsin yalnızlığı. Hiçbir zaman yaşayamayacaksın iki kişilik sevmeyi. O küçük taşlaşmış yüreğin almaz sevgiyi içine. Kaçıncıyım kalbini kanattıklarının? Ne ilktim ne de son olacağım.Ama biliyorum ki durmayacak kanayan yaralarım. Geç kalacaksın. Hiç gidemediğin yüreğime, bir kez daha girmek için geç kalacaksın.Ağlayacaksın. Geç kalmışlıklarına, dinmek bilmeyecek kalp ağrılarına, yalnızlıklarına ağlayacaksın.Diyeceksin. Keşke sevebilseydim onun gibi, kimsede bulamayacağımı kaybetmeseydim diyeceksin.Ama ne yaparsan yap , gidemeyeceksin. Fotoğrafları yakacaksın, birlikte gittiğimiz yerlere uğramayacaksın, bakmayacaksın bana benzeyenlere, ama gidemeyeceksin. Söz vermişim kendime bir kere. Gitsende iki kişilik yaşamayı göze almışım bu aşkı. Kendinden gideceksin belki de , vazgeçeceksin bu hayattan. yeni insanlarına yüzüne bana baktığın gibi bakacaksın.'AŞKIM' diyeceksin bundan sonraki sevdiğine. Bil isterim. Çıkmayacak karşına benim kadar , seninle aşkı yaşamaya istekli birini.Deneyeceksin, gün gelecek terk ettiğin gibi terk edileceksin, beni özleyeceksin.
Ama şunu bil vedasızım, benden GİDEMEYECEKSİN...
Ne geçti eline bilmiyorum, bırakıp gittiğinde. Artık daha fazla özlüyorsun beni. Kilometrelerce uzaktayken çektiğinden fazla özlemin, birbirimize bir adım kadar mesafedeyken. Her gün hiç beklemediğin anda aklına takılıp düşüyorum o acımasız yüreğine. Belki gülümsetiyorum seni, belki de gülücüklerini alıyorum yüzünden. Ne olursa olsun, çektiğim kadar çekemezsin yalnızlığı. Hiçbir zaman yaşayamayacaksın iki kişilik sevmeyi. O küçük taşlaşmış yüreğin almaz sevgiyi içine. Kaçıncıyım kalbini kanattıklarının? Ne ilktim ne de son olacağım.Ama biliyorum ki durmayacak kanayan yaralarım. Geç kalacaksın. Hiç gidemediğin yüreğime, bir kez daha girmek için geç kalacaksın.Ağlayacaksın. Geç kalmışlıklarına, dinmek bilmeyecek kalp ağrılarına, yalnızlıklarına ağlayacaksın.Diyeceksin. Keşke sevebilseydim onun gibi, kimsede bulamayacağımı kaybetmeseydim diyeceksin.Ama ne yaparsan yap , gidemeyeceksin. Fotoğrafları yakacaksın, birlikte gittiğimiz yerlere uğramayacaksın, bakmayacaksın bana benzeyenlere, ama gidemeyeceksin. Söz vermişim kendime bir kere. Gitsende iki kişilik yaşamayı göze almışım bu aşkı. Kendinden gideceksin belki de , vazgeçeceksin bu hayattan. yeni insanlarına yüzüne bana baktığın gibi bakacaksın.'AŞKIM' diyeceksin bundan sonraki sevdiğine. Bil isterim. Çıkmayacak karşına benim kadar , seninle aşkı yaşamaya istekli birini.Deneyeceksin, gün gelecek terk ettiğin gibi terk edileceksin, beni özleyeceksin.
Ama şunu bil vedasızım, benden GİDEMEYECEKSİN...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)