3 Haziran 2016 Cuma

Bir Şiirsin Sen

Yine bir gece yarısı. Ve ben gecemi aydınlatan ay ışığının altında seni yazıyorum kalbimin bir köşesine. Kelimeler kifayetsiz, kelimeler yetersiz. Güzelliğini anlatmak kolay olmuyor. Senelerdir tamamlayamadım seni yazmayı. Dünyaları da sığdırsam yine bir sen etmeyecek biliyorum. Hani şiirler vardır ya derinden etkiler insanı, tüyleri diken diken olur ya insanın. İşte öylesin benim için. Her gülüşünde ayrı bir dize saklı. Bir şiirsin sen yazmaya kıyamadığım, okumaya doyamadığım. Bütün güzellikler sende, sen bende, ben ise sen kendinde nereye koymak istersen oradayım. İçim ürperiyor her yakınlaştığımda sana. Ne bileyim tarifsiz, nedeni olmayan bir kıpırtı başlıyor yüreğimin tam da içinde. Ya güzelliğinden bu kıpırtı, ya güzelliğinden. Yok başka bir açıklaması. Her harf, her kelime dökülürken dudaklarımdan, bir kez daha düşünüyorum. Ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışmak zor geliyor, anlatamıyorum. Sayfalarca yazarsın ya bir şiiri de son cümledir ya güzellik katan o şiire. O şiir benim hayatım, sen de o son cümlesin. Hayatımı anlamlandıran, dünyamı renklendiren, yüzümü güldüren o gül yüzün eksik olsun istemem hayatımdan bir an. Gün gelir de kaçarsın belki, gün gelir de bu şiiri anlamsızlaştırırsın, bil ki o an yazılmış bütün şiirlerim son bulur. Yırtar atarım bütün sayfaları. Güzelliğinden, samimiyetinden, aşkından mahrum olmak, ölümden beter. Bir ömür , evet evet koskoca bir ömür okumaktan bıkmayacağım, seve seve dillendireceğim şiirim sensin. Büyük lokma ye ama büyük söz söyleme dediler küçükken. Ben yapamadım. Ve tekrar tekrar söylüyorum. Sevmekten vazgeçmem seni. İki elim kanda da olsa bil ki yine seveceğim seni. Gözlerine her baktığımda, suretini bu seni gördüğü için güzelleşen gözlerim her gördüğünde alev alev yanacak bu gönlüm ve ben yine seni yazacağım. Sen benim şiirimsin. Kimi zaman mısralara sığmayan, kimi zaman okumaya cesaret edemediğim. Ben şiire aşığım, işte şimdi anla ne kadar değerlisin benim gözümde bir tanem…

Yarın Yine Seveceğim Seni...

Soğuk bir eylül akşamındayım şimdi. Mevsimlerden senbahar. Yağmur taneleri yeryüzüne doğru intihar etmeye meyilli bu yıldızların gökyüzünü boyadığı gecede. Elimde sönmeye terk edilmiş bir sigara, önümde sonunun nereye vardığını bilmeden yürüdüğüm bir yolda aklımda tek bir düşünce.‘Sen’. Ve ben şu an bu yürüdüğüm yolda attığım her adımda seviyorum seni. Öyle seviyorum ki seni ayaklarım kopana kadar adımlayacakmış gibi. Kalbim her attığında sen geliyorsun dilimin ucuna ve ben avaz avaz ‘AŞK’ diye bağırıyorum. Sen aşksın bende ve bu değişmeyecek kalsan da gitsen de. Gözlerimi her kapadığımda göz kapaklarımın altına ilmik ilmik işlediğim yüzün geliyor gözlerimin önüne ve ben sana bir kere daha aşık oluyorum. Ama sevgili hani an geliyor uzaklaşıyorsun ya benden aldığım her nefes hüznü hatırlatıyor bana. Nefes almak güçleşiyor, seni içime çekmek isterken senin yokluğun yakıyor ciğerlerimi. Yapma sevgili, ne olur gitme benden. Kızma da bana olur mu? Bu güzelliği benden başkası sahiplenecek diye korkuyorum. Kıskançlığım da bundandır biraz da. Bi başkası baksın istemiyorum o baktığımda dünyayı unuttuğum gözlerine benim baktığım gibi. Yüreği yerinden çıkacak gibi olmasın kimsenin benden başka seni gördüğünde. Ya da ne bileyim sevgili, benden başka kimse güne senin olmak için uyanmak istemesin. Anla be sevgili seviyorum seni. Sevdiğim kadar da kıskanıyorum işte. Elimden gelse, alıp seni gökyüzünde bir yıldızın üstüne bırakacağım. Gün gelir de yeryüzüne düşerse o yıldız sen de gönlüme düş diye. Aslına bakarsan kimse ulaşamasın diye benden başka göndermek istiyorum seni yıldızlara. Kızıyor musun şu an bana? Kızma. Gözlerimin içine bak. Bak ve benim sensiz olamayacağımı bir başkasına da yar olamayacağını anla. Unutma sevgili ben bir tek seni aşk bildim ve aşkım kelimesi bir tek sana söylendiğinde anlam buldu bende. Şimdi gidiyorum sevgili. Yarın gelirim diyemem ama bil ki yarın yine seveceğim seni…

Seneler Doldu

Seneler doldu. Ben bir fakir, sen benim ekmeğim bekledim durdum. Umutluydum, vuslatın uzak olması hiçbir zaman büyümedi gözümde. Ne bileyim korkmadım beklemekten bu sefer. Günler, aylar, yıllar birbirini kovaladı, nice insan vazgeçti sevdiğinden de ben senden geçemedim. Kimi zaman yüzünü gördüğümde geçtim bir kenara ağladım, kimi zaman da karşında dik durmaya çalıştım. Her gece yatmadan yalvardım Allah’a vuslatımı erken nasip etsin diye. Neler değişti, neler geldi geçti bilmem. Bildiğim tek bir şey var ben seni özledim. Ben senin adını her andığımda kalbimden kelebekler uçuştu gökyüzüne. Ben seni her düşündüğümde senin gül yüzünle aydınlanan yüzüm güldü benim. Ben seni her gördüğümde gözlerim yaşardı sevinçten. Allah biliyor ya içimi, seni görmeyi bana nasip etti diye her seni gördüğümde gözümden hep bir damla yaş geldi benim. Mesafelerin, bir adım kadar yakınken binlerce kalp atışı uzağımda olmanın anlamını yitirdiğini sende anladım ben. Bekledim; her şeyi bir kenara bırakıp, vazgeçmeden bana geleceğin günü bekledim. Sevdin mi diye sorarsan işte buna cevap veremem. Bunu en iyi gözlerim anlatır. Bak gözlerimin içine, içimde senin için yanan yangını gördüğün zaman anlarsın nasıl sevdiğimi. Aşık mısın diye sorma bana. Getir ellerini kalbimin tam üstüne. Evet, tam da düşündüğün gibi. Bu kalbin ritmini değiştiren sensin. Uzaktan uzağa sevdim ben seni. Elimi uzatsam tutamayacağım kadar uzak, gözümü kapatsam kalbimde hissedecek kadar yakındın bana. Ben seni bekleyerek sevdim. Günlerce, aylarca, yıllarca bekleyerek. Ben seni özleyerek sevdim. İliklerime kadar hissederek özlemini sevdim ben seni. Nasıl olduğu, nerde olduğu , nerde olduğu önemli değil. Ben seni her halinle, her anımda yaşayarak sevdim. Bir ömür daha sevmeye devam eder misin diye sorma. Öyle bir buse kondururum ki yanaklarına, cennetin kapısından birlikte geçeceğimizin müjdesini veririm sana…

Bi Farklı Seviyorum Seni

Ne denli farklısın bilmek ister misin bende? Ya da şunu sorayım sana sevgili bendeki sen nasıl öğrenmek gider mi hoşuna? Ben seni bir farklı seviyorum. Öyle bir mevsim değil dört mevsim seviyorum seni. Bazen bir yaprak dökümünde, bazen güneşin altında sıcaktan yanarken, bazen bir kar tanesi düştüğünde yeryüzüne üşüyerek, bazen de çiçekler açarak seviyorum seni. Annem, babam, abim, ablam gibi değil, ben seni diğer yarım diye seviyorum. Çekinerek, sevdiğimi söylemeye utanarak seviyorum. Ben seni bir şiir ol hayatımda diye değil, eğer illa da bir yazı olacaksan alın yazım ol diye seviyorum. Ol ki her kapım sana çıksın diye seviyorum. Bir tene dokunacaksam eğer, bu senin tenin olsun diye seviyorum seni. Bir yuva kuracaksam bu sonu ne zaman geleceği bilinmeyen dünyada, o yuvayı yapacak dişi kuş sen olasın diye seviyorum. Hayat bu ya belli olmaz sonumuz, bir kuru ekmeği paylaşacak olursam açlıktan o ekmeğin yarısını sen yiyesin diye seviyorum. Ya benim sonum ol ya da gel birlikte sonsuz olalım diye seviyorum seni. Korkmadan, üşenmeden, sıkılmadan, yorulmadan, hiç vazgeçmeyeceğimden emin olarak seviyorum seni. Ve emin ol sevdiğim, bir o kadar da kıskanıyorum seni. Hem de öyle böyle değil bu kıskançlık. İliklerime kadar seviyorsam seni, sana benim baktığım gözlerle bakanın iliklerini kurutacak kadar kıskanıyorum seni. Karşına geçip seni sevdiğimi söyledim ya hani, aynısını yapmaya çalışan karşında duramasın diye bütün kemiklerini kıracak kadar kıskanıyorum seni. Bil isterim sevdiğim konu sen olunca paylaşamam elimdekini kimseyle. Ne gözlerine bir saniye baksınlar ne yüzünü görsünler benden fazla. Sevmekten oluyor bütün bunlar. Ben sevdiğim için kıyamıyorken yüzüne bakmaya, birileri benden fazla bakmasın istiyorum. Anla işte sevdiğim, ben kıskanıyorum seni. Ve ben nasılsam sana karşı, sen de beni öyle sev istiyorum. Bazen an gelecek karanlıktan korkacaksın. Korkunu yenmek için bana sarıldığını düşünecek kadar sev istiyorum beni. Bazen güleceksin hayata karşı, ve o gülüşleri paylaşmak istediğinde o kişi ben olacak kadar sev beni. Bazen ağlayacaksın dayanamayıp, o bakmaya kıyamadığım gözlerinden akacak yaşları silmeyi benden isteyecek kadar sev istiyorum beni. Hadi şimdi söyle bana sevgili, bu kadar sevgiye karşılık hala çok mu şey istiyorum senden? Sus sevgili sakın tek bir söz etme, bırak gözlerin anlatsın her şeyi…

Başlıksız...

Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor yürüdüğüm sokakta. Çıt ses yok yere düşen yağmur tanelerinin çıkardığı o huzur veren sesten başka. Yalnız, bir o kadar da kimsesizim şu anda. Arkamdan gelecek bir ses bekliyorum. Senin sesini… Biliyorum gelmeyecek o ses kulaklarıma. Susacaksın bir ömür boyu bana, ve sen sustuğun kadar ben susayacağım sana. Ne kadar çabalasam da olmayacak biliyorum. Çünkü ben senin amîn demediğin bir duayım ömründe. Olmayacak gözüyle baktığın, Allah’tan istemeye çekindiğin bir ufak duayım. Olsun be buna da şükür veda edemediğim. Şimdi gidiyorsun ve ben senin bende bıraktığın bazı keşkelerle, bazı iyikilerle yaşamaya devam edeceğim bundan sonra. Korkma, bu gözler hiç kötü görmeyecek o yüzüne bakmaya kıyamadığım seni. Çünkü sen, hiç kötü gelmedin bana. Ne zaman bir iyi ki bulsam hayatımda ucu bir şekilde seni buldu. Mutluydum zaman zaman ve bu mutluluk iyi ki seninle yaşandı. Hep bir mutsuz haldeyim büyüdüğümden beri. Ama her moral bozukluğunda hep sen vardın yanımda. İyi ki de sen vardın. Sevdim kimi zaman, hem de öyle tarif edilebilir değil; harbi harbi sevdim. Ve iyi ki seni sevdim. Sen bana hiç kötü gelmedin de kimse benden bu kadar kötü gitmemişti. Yalnızlığa terk edilmemiştim hiç. Sen beni bu yalnızlığa terk ederken, beni benimle baş başa bırakırken, gözlerimden değil de kalbimden döküldüğünü hissettim bir şeylerin. Hani gidiyorum dedin ya bana, işte o an yağmur damlasının yere çarptığında paramparça olup oraya buraya dağılışını seyrettim kalbimde. Artık paramparça bu kalp. Bunca yarıda bırakılmışlığın ardından bir de senin gidişin beni bende yarım bıraktı. Artık hep eksik bir yarım. Ve gelsen de artık tamamlanmayacak geriye kalanlarım. Çünkü ne senin tahtını kurabileceğin bir kalp kaldı bende ne de sevmeye mecalim. Tek bir keşke var dudaklarımın arasında şimdi. Keşke diyorum, keşke gitmeseydin. Ama gidişin bana bunu da öğretti. Keşkelerle yaşanmıyormuş içime sustuğum. Şimdilerde ise ben gidiyorum; senin olmadığın, seni bana hatırlatmayacak bir benliğe doğru. Umarım bu gidişim bir şeyler kazandırır sana. Hoşça kal…

Olur Mu Dersin ?

Bir gün daha eksildi ömrümden, sensiz geçen bu gecenin ardından. Yaşlanmak değil yüreğime ağır gelen. Sensizlik öldürüyor beni. Sen her yeni güne uyandığında bensiz, benim için güneş doğmuyor. Her yer karanlık, her yer sessizlik, her yer sensizlik. Uzanıp tutamıyorum ya ellerini, dokunamıyorum ya o gül yüzüne, işte o an bir daha efkarlanıp uzanıyorum yalnızlığıma. Bir bakabilsem gözlerine deli bir aşık misali, bir sarılabilsem sana bir annenin çocuğuna sarıldığı kadar içten, bir çekebilsem kokunu içime, geçecek biliyorum kanayan yaralarım. Bütün dünyayı da dolaşsam, sana en çok benzeyeni de bulsam, beni en çok sevecek olanı da bulsam yapamam. Ben bu gözleri senin için kapatırken her gece yanımda olan sensizliğinle, bu kalbin atmasına senin için müsaade ederken yapamam. Bir başkasını koyamam yerine. Bir yumruk kadar küçük kalbimin en güzel yerine koymuşum ben seni. İstemem senden başka kimseyi. Ben belki bugün yeniden benim olur diye başlıyorum her yeni güne. Bir sonraki gün artık benim için de güneşler doğacak diye umutlanıyorum, seni düşünerek geçirdiğim her gün. Ah bir benim olsan, gözlerine bir baksam da bulsam mutluluğun tarifini. Çizsem bütün dünyaya mutluluğun resmini senin o beni bana hapseden gözlerinden. Ah bir tutsan ellerimi, hissetsem tam şu sol tarafımda seni. Değiştirsen kalbimin ritmini bir çırpıda. Ah bir sarılsam da sana dünyadaki bütün kızların gözlerini haram etsem gözlerime.Bir tek seni görsem, bir tek seni hissetsem. Hava aydınlandı ve ben bugüne de seni düşünerek, yepyeni umutlarımla, seni deliler gibi severek başladım. Ya doğar yarın güneş benim için ya da bir sonraki günü beklerim…

Kefenin Cebi Yok

Geceler çok zor geçiyor benim için sevgili. Yıllarca düşünüp bulamadığım cevaplarını arıyorum her gece aklımda asılı kalan soru işaretlerinin. En zor soruyu da sen bana geldiğinde sormaya başladım ben. Tek bir kelime tek bir soru… Neden? Senin bende olmana, yüreğime dokunmana, benim seni sevmeme, sana bağlı olmama sebep neydi diye düşündüm durdum. Sorarsan buldun mu diye bir tek cevap, bulamadım sevgili. Çünkü sen bana gelirken kimseye sormadın, o seni ilk gördüğüm anda düştün yüreğimin ta derinlerine. Sebep sormadan geldin bana. Çünkü sevgili, sen dokunurken yüreğimin en ince tellerine, bana yapacak tek bir şey bıraktın sadece, sevmek. Ben de sevdim seni sevgili. Sebep aramadan, karşılık beklemeden sevdim seni. Çünkü sevgili ben seni ilmik ilmik dokurken kalbime, deliler gibi bağlanırken korkmadım. Acı çekerim diye, üzülürüm diye hiç düşünmedim. Ne bileyim sevgili, hani sevilen sendin de seven bendim ya, bu yüzden korkmadım işte. Sevmeye yılmadan, usanmadan, sıkılmadan devam ettim. Çünkü bildim ki üzen de sen olsan bu yürek seni sevdiği için hiç pişman olmayacak sevgili. Sevmeyi bir sebebe bağlamak mıydı doğrusu? Yoksa o sebepsiz sevmeler miydi asıl aşkın tarifi? Bilmem. Bana göre aşk sendin de seni sevmekti sebepsiz yere güzel olan. O gün geldiğinde, ecel çaldığında kapımı, koyulduğumda o tahtadan tabutun içine, yine bilmeyeceğim seni neden sevdiğimi. Tek bildiğim bir sebep var hayata dair. O da sensin sevgili. Bu hayata tutunmama da, mutluluğuma da, hayattan tat almama da sebep sensin sevgili. Başka bir şey umurumda değil. Bir sen ol mesela yanımda bu yeter bana. Hayat bu, götüremiyorsun öteki diyarlara her şeyini. Yok bu kefenin cebi. Ben bir tek seni istiyorum sevgili sebepsiz, delicesine. Gel gir ve çıkma bir daha bu yürekten. Cehennem de bana cennet olur bu yüreğimde sen varken.

Lades...

Bulutlar yeryüzüne inmiş bu gece. Karanlık bir gecenin içine düşmüş beyazlıklar sokak lambalarıyla bambaşka renklere dönüşüyor. Hava üşütürcesine soğuk, gece alabildiğine karanlık, sokaklar da ıssızlıkla kafayı bozmuş durumda. Gecenin bir yarısında elimde fotoğrafın, bir elim kalbimde; karşımda mı yoksa kalbimde mi olduğunu kestirmeye çalışıyorum. Kalbimde desem değilsin, çünkü elimdeki fotoğraftan o kara renkli gözlerinle öylesine bakıyorsun ki gözlerimin içine, fotoğrafına dokunsam elimi teninde hissedecekmişçesine gerçek sanıyorum. Karşımda desem yine değilsin, çünkü şu an bir başka ve sanırım bu sefer aşka çarpıyor kalbim. Ve öyle istekli ki sen bende değilken hiç istekli atmadı böylesine. Ne kalbimdesin ne de karşımda? Sahi kara gözlüm, biliyorum bendesin ama nerdesin? Düşünüp duruyorum geceler boyu nerede olduğunu bir cevap bulabilmiş değilim. Ama bu gecenin ağırlığından kendimi dinlemeye o kadar vakit buldum ki, sonunda senin de nerede olduğunu buluyorum benliğimde. Sen kara gözlüm, sen benim aklımdasın. Hayatla ladese tutuşsak, seni benden alamayacak kadar aklımdasın...

Adını Koyamadığım...

Adını koyamadığım, kelimelere sığdıramadığım bir şey bu. İster kendin adlandır, ya da bırak anlamını kendi bulsun bu sana karşı yaşadığım şey. Aşk desem değil, sevgi desem hafif kalır yanında biliyorum. Sırtımda bir küfe,  içinde seni kendimde anlatmaya çalıştığım binlerce kelime var. Her biri çıktıkça o küfeden biraz daha anlam kazanıyor, bir parça daha yer ediniyorsun yüreğimde. Ama senelerdir seni kendime anlatmaya çalışıyorum da o küfedeki kelimeler yetmiyor bana. Ya binlercesi yan yana bir anlam kazanıyor sonu olmayan koskoca bir yazıda, ya da bir tanesi anlatıyor da seni bana tamamlayamıyor o da tam anlamıyla seni. Ben bu hayatı nasıl sensiz yarım yaşayıp da tamamlayamıyorsam kelimelerin de gücü yok seni bende anlatmaya. Nedendir bilmem her anımda sen varsın, her gözlerimi kapattığımda gözlerimden süzülen yaşlardan biri oluyorsun da düşüyorsun yüreğime. Bütün ömrümce ağlamaya razıyım. Yeter ki sen ol gözyaşlarım da düş teker teker yüreğime ve sel ol git vücudumun en derinlerine. Ben seni hissetmek istiyorum sevgili. Seni ilk gördüğümden beri yarım kaldı bir tarafım. Ya sen tamamlayacaksın, ya sen. Takıntı gibi gözükse de sana bu dediklerim aldırma. Ben başkalarında tatmadıklarımı sende tatmaya geldim. Bilirim bu gözler hiçbir anlam kazanmaz sana bakmadıktan sonra. Bu kalp atmaz senin için atmadıktan sonra. Ben seni yaşamak istiyorum sevgili. Her sabah sana kalkmak, sana uyanmak, geceleri yatarken bir sonraki gün yine benim ol diye yatmak istiyorum. Çok zor biliyorum tarif etmek. Seni nasıl sevdiğimi, sana neler hissettiğimi anlatmak çok zor. Aslına bakarsan sevmiyorum da seni. Bu hissi, bu duyguyu sevmek diye tarif ederim de darılır bütün kelimeler bana. Hadi anlatsam şimdi, seviyorum desem seni sen söyle sevgili küsmez mi bana diğer bütün sevgi sözcükleri. Yapamam, kelimeler izin verse ben kıyamam seni tek bir sözcüğe sığdırmaya. Anlatamam ne seni ne de bu hissi. Yaşadıkça anlamlandıracağım, ölene kadar da bulamayacağım kelimelere saklısın sen. Gel birlikte bulalım sevgili seni bende. Yavaş yavaş vazgeçmeden birlikte yaşayalım birbirimizi. Ve senden son bir istek sevgili. Bulma beni. Kelimelere sığdırma. Sev sadece sev istiyorum. Bu kadarı da bana yeter. Seni seviyorum…

10 Mart 2016 Perşembe

GİDEMEYECEKSİN 

Ne geçti eline bilmiyorum, bırakıp gittiğinde. Artık daha fazla özlüyorsun beni. Kilometrelerce uzaktayken çektiğinden fazla özlemin, birbirimize bir adım kadar mesafedeyken. Her gün hiç beklemediğin anda aklına takılıp düşüyorum o acımasız yüreğine. Belki gülümsetiyorum seni, belki de gülücüklerini alıyorum yüzünden. Ne olursa olsun, çektiğim kadar çekemezsin yalnızlığı. Hiçbir zaman yaşayamayacaksın iki kişilik sevmeyi. O küçük taşlaşmış yüreğin almaz sevgiyi içine. Kaçıncıyım kalbini kanattıklarının? Ne ilktim ne de son olacağım.Ama biliyorum ki durmayacak kanayan yaralarım. Geç kalacaksın. Hiç gidemediğin yüreğime, bir kez daha girmek için geç kalacaksın.Ağlayacaksın. Geç kalmışlıklarına, dinmek bilmeyecek kalp ağrılarına, yalnızlıklarına ağlayacaksın.Diyeceksin. Keşke sevebilseydim onun gibi, kimsede bulamayacağımı kaybetmeseydim diyeceksin.Ama ne yaparsan yap , gidemeyeceksin. Fotoğrafları yakacaksın, birlikte gittiğimiz yerlere uğramayacaksın, bakmayacaksın bana benzeyenlere, ama gidemeyeceksin. Söz vermişim kendime bir kere. Gitsende iki kişilik yaşamayı göze almışım bu aşkı. Kendinden gideceksin belki de , vazgeçeceksin bu hayattan. yeni insanlarına yüzüne bana baktığın gibi bakacaksın.'AŞKIM' diyeceksin bundan sonraki sevdiğine.  Bil isterim. Çıkmayacak karşına benim kadar , seninle aşkı yaşamaya istekli birini.Deneyeceksin, gün gelecek terk ettiğin gibi terk edileceksin, beni özleyeceksin. 

 Ama şunu bil vedasızım, benden GİDEMEYECEKSİN...