Yine bir gece yarısı. Ve ben gecemi aydınlatan ay ışığının
altında seni yazıyorum kalbimin bir köşesine. Kelimeler kifayetsiz, kelimeler
yetersiz. Güzelliğini anlatmak kolay olmuyor. Senelerdir tamamlayamadım seni
yazmayı. Dünyaları da sığdırsam yine bir sen etmeyecek biliyorum. Hani şiirler
vardır ya derinden etkiler insanı, tüyleri diken diken olur ya insanın. İşte
öylesin benim için. Her gülüşünde ayrı bir dize saklı. Bir şiirsin sen yazmaya
kıyamadığım, okumaya doyamadığım. Bütün güzellikler sende, sen bende, ben ise
sen kendinde nereye koymak istersen oradayım. İçim ürperiyor her
yakınlaştığımda sana. Ne bileyim tarifsiz, nedeni olmayan bir kıpırtı başlıyor
yüreğimin tam da içinde. Ya güzelliğinden bu kıpırtı, ya güzelliğinden. Yok
başka bir açıklaması. Her harf, her kelime dökülürken dudaklarımdan, bir kez
daha düşünüyorum. Ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışmak zor geliyor,
anlatamıyorum. Sayfalarca yazarsın ya bir şiiri de son cümledir ya güzellik
katan o şiire. O şiir benim hayatım, sen de o son cümlesin. Hayatımı anlamlandıran,
dünyamı renklendiren, yüzümü güldüren o gül yüzün eksik olsun istemem
hayatımdan bir an. Gün gelir de kaçarsın belki, gün gelir de bu şiiri
anlamsızlaştırırsın, bil ki o an yazılmış bütün şiirlerim son bulur. Yırtar
atarım bütün sayfaları. Güzelliğinden, samimiyetinden, aşkından mahrum olmak,
ölümden beter. Bir ömür , evet evet koskoca bir ömür okumaktan bıkmayacağım,
seve seve dillendireceğim şiirim sensin. Büyük lokma ye ama büyük söz söyleme
dediler küçükken. Ben yapamadım. Ve tekrar tekrar söylüyorum. Sevmekten
vazgeçmem seni. İki elim kanda da olsa bil ki yine seveceğim seni. Gözlerine
her baktığımda, suretini bu seni gördüğü için güzelleşen gözlerim her
gördüğünde alev alev yanacak bu gönlüm ve ben yine seni yazacağım. Sen benim
şiirimsin. Kimi zaman mısralara sığmayan, kimi zaman okumaya cesaret
edemediğim. Ben şiire aşığım, işte şimdi anla ne kadar değerlisin benim gözümde
bir tanem…
Sustuğum Çığlıklar
Hayat tecrübelerinizi kağıda dökünce daha da acı oluyor. Acıyı sevmek zevke dönüştüyse , yazmaktan hiç kaçmayın.
3 Haziran 2016 Cuma
Yarın Yine Seveceğim Seni...
Soğuk bir eylül akşamındayım şimdi. Mevsimlerden senbahar.
Yağmur taneleri yeryüzüne doğru intihar etmeye meyilli bu yıldızların gökyüzünü
boyadığı gecede. Elimde sönmeye terk edilmiş bir sigara, önümde sonunun nereye
vardığını bilmeden yürüdüğüm bir yolda aklımda tek bir düşünce.‘Sen’. Ve ben şu
an bu yürüdüğüm yolda attığım her adımda seviyorum seni. Öyle seviyorum ki seni
ayaklarım kopana kadar adımlayacakmış gibi. Kalbim her attığında sen geliyorsun
dilimin ucuna ve ben avaz avaz ‘AŞK’ diye bağırıyorum. Sen aşksın bende ve bu
değişmeyecek kalsan da gitsen de. Gözlerimi her kapadığımda göz kapaklarımın
altına ilmik ilmik işlediğim yüzün geliyor gözlerimin önüne ve ben sana bir
kere daha aşık oluyorum. Ama sevgili hani an geliyor uzaklaşıyorsun ya benden
aldığım her nefes hüznü hatırlatıyor bana. Nefes almak güçleşiyor, seni içime
çekmek isterken senin yokluğun yakıyor ciğerlerimi. Yapma sevgili, ne olur
gitme benden. Kızma da bana olur mu? Bu güzelliği benden başkası sahiplenecek
diye korkuyorum. Kıskançlığım da bundandır biraz da. Bi başkası baksın
istemiyorum o baktığımda dünyayı unuttuğum gözlerine benim baktığım gibi.
Yüreği yerinden çıkacak gibi olmasın kimsenin benden başka seni gördüğünde. Ya
da ne bileyim sevgili, benden başka kimse güne senin olmak için uyanmak
istemesin. Anla be sevgili seviyorum seni. Sevdiğim kadar da kıskanıyorum işte.
Elimden gelse, alıp seni gökyüzünde bir yıldızın üstüne bırakacağım. Gün gelir
de yeryüzüne düşerse o yıldız sen de gönlüme düş diye. Aslına bakarsan kimse ulaşamasın
diye benden başka göndermek istiyorum seni yıldızlara. Kızıyor musun şu an
bana? Kızma. Gözlerimin içine bak. Bak ve benim sensiz olamayacağımı bir
başkasına da yar olamayacağını anla. Unutma sevgili ben bir tek seni aşk bildim
ve aşkım kelimesi bir tek sana söylendiğinde anlam buldu bende. Şimdi gidiyorum
sevgili. Yarın gelirim diyemem ama bil ki yarın yine seveceğim seni…
Seneler Doldu
Seneler doldu. Ben bir fakir, sen benim ekmeğim bekledim
durdum. Umutluydum, vuslatın uzak olması hiçbir zaman büyümedi gözümde. Ne
bileyim korkmadım beklemekten bu sefer. Günler, aylar, yıllar birbirini
kovaladı, nice insan vazgeçti sevdiğinden de ben senden geçemedim. Kimi zaman
yüzünü gördüğümde geçtim bir kenara ağladım, kimi zaman da karşında dik durmaya
çalıştım. Her gece yatmadan yalvardım Allah’a vuslatımı erken nasip etsin diye.
Neler değişti, neler geldi geçti bilmem. Bildiğim tek bir şey var ben seni
özledim. Ben senin adını her andığımda kalbimden kelebekler uçuştu gökyüzüne.
Ben seni her düşündüğümde senin gül yüzünle aydınlanan yüzüm güldü benim. Ben
seni her gördüğümde gözlerim yaşardı sevinçten. Allah biliyor ya içimi, seni
görmeyi bana nasip etti diye her seni gördüğümde gözümden hep bir damla yaş
geldi benim. Mesafelerin, bir adım kadar yakınken binlerce kalp atışı uzağımda
olmanın anlamını yitirdiğini sende anladım ben. Bekledim; her şeyi bir kenara
bırakıp, vazgeçmeden bana geleceğin günü bekledim. Sevdin mi diye sorarsan işte
buna cevap veremem. Bunu en iyi gözlerim anlatır. Bak gözlerimin içine, içimde
senin için yanan yangını gördüğün zaman anlarsın nasıl sevdiğimi. Aşık mısın
diye sorma bana. Getir ellerini kalbimin tam üstüne. Evet, tam da düşündüğün
gibi. Bu kalbin ritmini değiştiren sensin. Uzaktan uzağa sevdim ben seni. Elimi
uzatsam tutamayacağım kadar uzak, gözümü kapatsam kalbimde hissedecek kadar
yakındın bana. Ben seni bekleyerek sevdim. Günlerce, aylarca, yıllarca
bekleyerek. Ben seni özleyerek sevdim. İliklerime kadar hissederek özlemini
sevdim ben seni. Nasıl olduğu, nerde olduğu , nerde olduğu önemli değil. Ben
seni her halinle, her anımda yaşayarak sevdim. Bir ömür daha sevmeye devam eder
misin diye sorma. Öyle bir buse kondururum ki yanaklarına, cennetin kapısından
birlikte geçeceğimizin müjdesini veririm sana…
Bi Farklı Seviyorum Seni
Ne denli farklısın bilmek ister misin bende? Ya da şunu
sorayım sana sevgili bendeki sen nasıl öğrenmek gider mi hoşuna? Ben seni bir
farklı seviyorum. Öyle bir mevsim değil dört mevsim seviyorum seni. Bazen bir
yaprak dökümünde, bazen güneşin altında sıcaktan yanarken, bazen bir kar tanesi
düştüğünde yeryüzüne üşüyerek, bazen de çiçekler açarak seviyorum seni. Annem,
babam, abim, ablam gibi değil, ben seni diğer yarım diye seviyorum. Çekinerek,
sevdiğimi söylemeye utanarak seviyorum. Ben seni bir şiir ol hayatımda diye
değil, eğer illa da bir yazı olacaksan alın yazım ol diye seviyorum. Ol ki her
kapım sana çıksın diye seviyorum. Bir tene dokunacaksam eğer, bu senin tenin
olsun diye seviyorum seni. Bir yuva kuracaksam bu sonu ne zaman geleceği
bilinmeyen dünyada, o yuvayı yapacak dişi kuş sen olasın diye seviyorum. Hayat
bu ya belli olmaz sonumuz, bir kuru ekmeği paylaşacak olursam açlıktan o
ekmeğin yarısını sen yiyesin diye seviyorum. Ya benim sonum ol ya da gel
birlikte sonsuz olalım diye seviyorum seni. Korkmadan, üşenmeden, sıkılmadan,
yorulmadan, hiç vazgeçmeyeceğimden emin olarak seviyorum seni. Ve emin ol
sevdiğim, bir o kadar da kıskanıyorum seni. Hem de öyle böyle değil bu
kıskançlık. İliklerime kadar seviyorsam seni, sana benim baktığım gözlerle
bakanın iliklerini kurutacak kadar kıskanıyorum seni. Karşına geçip seni
sevdiğimi söyledim ya hani, aynısını yapmaya çalışan karşında duramasın diye
bütün kemiklerini kıracak kadar kıskanıyorum seni. Bil isterim sevdiğim konu
sen olunca paylaşamam elimdekini kimseyle. Ne gözlerine bir saniye baksınlar ne
yüzünü görsünler benden fazla. Sevmekten oluyor bütün bunlar. Ben sevdiğim için
kıyamıyorken yüzüne bakmaya, birileri benden fazla bakmasın istiyorum. Anla
işte sevdiğim, ben kıskanıyorum seni. Ve ben nasılsam sana karşı, sen de beni
öyle sev istiyorum. Bazen an gelecek karanlıktan korkacaksın. Korkunu yenmek
için bana sarıldığını düşünecek kadar sev istiyorum beni. Bazen güleceksin
hayata karşı, ve o gülüşleri paylaşmak istediğinde o kişi ben olacak kadar sev
beni. Bazen ağlayacaksın dayanamayıp, o bakmaya kıyamadığım gözlerinden akacak
yaşları silmeyi benden isteyecek kadar sev istiyorum beni. Hadi şimdi söyle
bana sevgili, bu kadar sevgiye karşılık hala çok mu şey istiyorum senden? Sus
sevgili sakın tek bir söz etme, bırak gözlerin anlatsın her şeyi…
Başlıksız...
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor yürüdüğüm sokakta.
Çıt ses yok yere düşen yağmur tanelerinin çıkardığı o huzur veren sesten başka.
Yalnız, bir o kadar da kimsesizim şu anda. Arkamdan gelecek bir ses bekliyorum.
Senin sesini… Biliyorum gelmeyecek o ses kulaklarıma. Susacaksın bir ömür boyu
bana, ve sen sustuğun kadar ben susayacağım sana. Ne kadar çabalasam da
olmayacak biliyorum. Çünkü ben senin amîn demediğin bir duayım ömründe.
Olmayacak gözüyle baktığın, Allah’tan istemeye çekindiğin bir ufak duayım.
Olsun be buna da şükür veda edemediğim. Şimdi gidiyorsun ve ben senin bende
bıraktığın bazı keşkelerle, bazı iyikilerle yaşamaya devam edeceğim bundan
sonra. Korkma, bu gözler hiç kötü görmeyecek o yüzüne bakmaya kıyamadığım seni.
Çünkü sen, hiç kötü gelmedin bana. Ne zaman bir iyi ki bulsam hayatımda ucu bir
şekilde seni buldu. Mutluydum zaman zaman ve bu mutluluk iyi ki seninle
yaşandı. Hep bir mutsuz haldeyim büyüdüğümden beri. Ama her moral bozukluğunda
hep sen vardın yanımda. İyi ki de sen vardın. Sevdim kimi zaman, hem de öyle
tarif edilebilir değil; harbi harbi sevdim. Ve iyi ki seni sevdim. Sen bana hiç
kötü gelmedin de kimse benden bu kadar kötü gitmemişti. Yalnızlığa terk
edilmemiştim hiç. Sen beni bu yalnızlığa terk ederken, beni benimle baş başa
bırakırken, gözlerimden değil de kalbimden döküldüğünü hissettim bir şeylerin.
Hani gidiyorum dedin ya bana, işte o an yağmur damlasının yere çarptığında
paramparça olup oraya buraya dağılışını seyrettim kalbimde. Artık paramparça bu
kalp. Bunca yarıda bırakılmışlığın ardından bir de senin gidişin beni bende
yarım bıraktı. Artık hep eksik bir yarım. Ve gelsen de artık tamamlanmayacak
geriye kalanlarım. Çünkü ne senin tahtını kurabileceğin bir kalp kaldı bende ne
de sevmeye mecalim. Tek bir keşke var dudaklarımın arasında şimdi. Keşke
diyorum, keşke gitmeseydin. Ama gidişin bana bunu da öğretti. Keşkelerle
yaşanmıyormuş içime sustuğum. Şimdilerde ise ben gidiyorum; senin olmadığın,
seni bana hatırlatmayacak bir benliğe doğru. Umarım bu gidişim bir şeyler
kazandırır sana. Hoşça kal…
Kaydol:
Yorumlar (Atom)