4 Eylül 2014 Perşembe

BİZ...

Yine puslu bir gecenin ortasındayım. Mevsimlerden senbahar. Hafif rüzgarlı, birazda sen kokulu bir mevsimin içinde özlüyorum seni. Bu gece biraz daha yakınım vuslata sanki. Ya da kokunu hissettiğimden dolayı bir yanılgının içine düştüm sevgili. Ne kadar daha yanılırım bilmem. Bu özleme bu kalp daha ne kadar dayanır diye sorarsan eğer, son demlerindeyim gücümün. Sussam olmuyor, içimdekileri sana dökmek isterken susmak yakışmıyor benliğime. Ve sevgili artık avaz avaz içime sustuğum çığlıklarımı dışa vurma vakti. Bu gece binlerce soruyla geldim sana. Ya ver bu cevapları ya da ikimiz de birbirimize susalım. Ya da sevgili bir başka deyişle susalım da bir ömür birbirimize susayalım. Ne sen tam sen olabilesin. Ne de ben sensiz kendimi tamamlayabileyim. Hazırsan başlıyorum sevgili. Hadi söyle bana, senle ben bir ‘BİZ’ olmayı neden beceremedik. Binlerce kişi korkmadan tutarken sevdiğinin ellerinden biz seninle birbirimize neden el gibi davrandık. Söyle sevgili neden yan yana olmak varken, senin nefesini iliklerime kadar hissetmek varken, ben seni sensiz yaşıyorum? Gözlerini gözlerime hapsetmek isterken, neden kör ettin bu gözlerimi hasretinden? Her gece yatağa girerken seni bana bahşettiği için Allah’a şükretmek varken, neden ellerimi açıp benim olmanı diliyorum hala. Sahi sevgili ben her gece dua ediyorum bir gün senle ben biz olalım diye. Söyle sevgili sence boşuna mı bunca dua? Hiçbir zaman benim olmayacak mısın? Ben bir gün hüzünlenip ağlarken veya ne bileyim karanlıklardan korktuğumda sarılacak tek bir beden bulamayacak mıyım? Of sevgili of aslında daha çok soru var aklımda asılı kalan. Bir ömrü yetiremezsin cevaplamaya. Artık bazılarını içime susuyorum. Cevabını sen değil sensiz geçen geceler versin diye bekliyorum uykusuz, sensiz, sevgisiz bir halde. Ve sen sevgili tek bir cevapla bütün bu soruları darmadağın edebilirsin bende. Nasıl mı sevgili? İki bedeni tek beden olmaya hükmederek. Yani kısacası sevgili senle beni biz yaparak. Çok da bir şey istemiyorum aslında senden. Tek bir kelime ‘Evet!’. Hadi sevgili ne olursun daha fazla bekleme. Mecalim yok artık her gün bir daha ölmeye. Her şeyi bırak bir kenara. Ve öyle bir gel ki bana sadece biz olmaya gel. Ben hala bıraktığın yerde bıraktığın gibiyim. Acele et…

Hoşça Kal

Neden gittin? Bu bendeki aşkı nasıl oldu da bir hiçe tercih ettin. Hiç mi sızlamadı için? Terk ederken düşünmedin mi bu hala yanan yüreğimi? Ah sevgilim ah binlerce soru var aklımda yitip giden duyguların ardında kalan. Ve tek başıma cevaplamam mümkün değil sensiz ben artık hiçbir şeyi başaramam biliyorum. Ne halde olduğumu sorma sakın bana. Ben bunu artık sana dahi anlatamam. Düşenin halinden düşen anlar misali her aşk acısı çekenin yanında buluyorum kendimi. Bazen bir köşe başında, bazen ıssız kimsesiz bir evde bazen de dalgalarıyla boğuşan bir denizin tam da kenarında. Bazen ise sadece senden sonra ardından bana kalan yalnızlığımda buluyorum kendimi. Bir tek sen yoksun buralarda. Bir tek sen. Dert ortağı olmuyor yanımdakiler. Unut diyorlar unut bitsin. Başkası mı yok sanki sev gitsin diyorlar. Hiç kimse bilmiyor benim bu yaralı yüreğimi sana mühürlediğimi. Ben sevgilim, evet o terk ettiğin ben hala bir gün dönersin diye bi yanımda yalnızlığımla seni bekliyorum aciz ve sana muhtaç halde. Bir deniz kenarındayım şimdi. Rüzgar estikçe kalbime doğru içimde hala acıyan seni hissedebiliyorum. Ve eminim sevgili olmayacak. Ben seni unutmayı başaramayacağım. Çünkü sevgili unutmak için sevmedim ben seni. Ben seni bi ömür ol ömrüme diye sevdim, ben seni benim olasın diye sevdim. Ben seni bir gün bırakasın diye değil koskoca bir ömür beni sev diye sevdim. Ben seni başkalarının yanında gül diye değil, ağlayacaksak bile birlikte olsun diye sevdim. Ben bütün geceler ay ışığını yerine gülüşüne dalıp uyumak için sevdim. Sabahıma güneş doğsun diye değil, benim hayatımın güneşi sen olasın diye sevdim. Ben seni özlemek için değil, vuslatım sen olasın diye sevdim. Sonuna kadar değildi benim sevgim. Çünkü yoktu bu sevginin sonu. Ya kalbimi söküp alacaklardı benden içindeki senle, ya da ben seni kelimenin tam anlamıyla hep sevecektim. Ben sevgili şuramda saklıyorum seni hem de ta derinlerinde. Kolay değil bu denli sevmek. Bir gün eğer sende seversen beni bu denli ben yine bıraktığın gibiyim. Biraz yaralı, biraz yalnız. Bir gün olur da haykırmak istersen beni sevdiğini, hiç tereddüt etme söyle istediğin gibi. Kim bilir duyarım da belki sesini bir gün seve seve koşarım o gözlerine hapsolduğum sana tekrar bu sensizliğimde bana tek yoldaş olan sigaranın beş para etmez hale getirdiği ciğerlerimle sana. Şimdi gitme vakti sevgili. sakın geç kalma. Bir gün haykırdığında duymazsam sesini, bil ki sonsuzluğa uçmuşumdur o senden kalan yalnızlığımda. Ben sen gittiğinden beri hiç hoşça kalamadım ama sevgilim sen hoşça kal olur mu? Sen hoşça kal.

Sen Bana Haramsın

Şişede durduğu gibi durmuyormuş bardağıma doldurulan her içki. Ben bunu sana veda ettikten sonra anladım sevgili. Hayata umutla bakamazmış insan yalnız kalınca. Beni yalnızlığıma terk ettiğin günden beri hiç umut edemedim ben. Kalbinde biri daha nefes alırken cesaretli olurmuş her seven. Ben sen gittiğinden beri korkuyorum karanlıklardan. Ne olursa olsun sevgili saran varsa şu aciz bedenini işte o zaman üşümezmişsin hiç. Ben, sen beni terk ettiğinden beri her an tir tir titriyorum içime içime. Bir insan sevilince güçlü kalabiliyormuş hayatta. Sen bende sustuktan sonra hep ezik kaldı bi tarafım. Gittiğinden beri hiç güçlü kalamadım. Evet sevgilim, sen bu bedenden gittiğinden beri hiç ama hiç mutlu kalamadım. Mecalim de yoktu aslına bakarsan. Ne sevmeye, ne ayakta kalmaya, ne de gülmeye. Ama kızmıyorum sana da, haklı sebeplerin vardı belki kendince. Ve o sebeplerdi beni sana, seni de bana özlettiren geçen onca zamanda. Alışır gibiyim artık yokluğuna. Sadece içten içe yaşadığım bir özlem, biraz sevgi kırıntısı, biraz hasret, biraz vuslat umudu. Hepsi bu kadar sevgili. onları da bir bir atıyorum bedenimden. An geliyor özlüyorum seni. O senden bana kalan yaralı yüreğime tuz serpiyorum ve çektiğim acıdan unutuyorum özlemini. Çektiğim hasretin sonunda yaşayamayacağım vuslatın umudunu da kaybediyorum senin bana dönmediğin her saniye. Sevgi kırıntılarını sorarsan sevgili her birini gün be gün gökyüzünde özgürlüğüne bırakıyorum. Bil sevgili ben artık seni sevmiyorum. Çünkü sevgili sen artık haramsın bu bedene. O her aklıma geldiğinde gittiğim tekellerde aldığım ve biraz sonra bardağıma dolacak içkiler kadar haramsın bana artık. Sen benim bedenime artık günahsın sevgili. Gittiğinden bu yana her gece dönsün bana diye yalvardığım Allah’a etmediğim şükürler kadar günahsın. Sen artık bana sadece zararsın sevgili. uykusuz kaldığım nice gecelerde senin şerefine içilmiş ama ciğerlerimi paramparça eden sigaralar kadar zararsın. Ve sevgili artık bana hiç olamayacağın kadar uzaksın. İki dünya bir araya gelse de bir daha beni asla yanında bulamayacaksın. Hoşça kal…

9 Nisan 2014 Çarşamba

Karar...

Sayıyor musun günleri hala benim gibi. Ya da şunu söyle bana sevgili hala geliyor muyum aklına. Yatağa başını koyduğunda, o uykunun girdiği gözlerinin önünden geçiyor muyum? Yalnızlık tam da şurana, sol yanına vurduğunda, kendini kimsesiz hissettiğinde beni istiyor musun eskisi gibi? Sus sevgili sakın tek bir söz etme. Anlamak güç değil beni hatırlamadığını, her giden gibi senin de bir kalemde sildiğini. Seni bilmem ama ben her gece soluk soluğa uyandığım o rüyalarımda hep seni görüyorum. Anladın mı bilmem ama ben rüyalarımda bile seni seviyorum. Hadi gel desen şimdi, şu anda çağırsan beni, bütün lahzalar kaybolur, bütün mesafeleri anlamsız kılarım da kendimde, o paramparça ettiğin ciğerlerimi patlatırcasına gelirim sana. Her an elimde telefon, o unuttuğum sesini telefonun diğer ucunda duyarım diye bekliyorum aciz, bir o kadar da hevesli. Bir arasan, sesini duysam yeter bana. Öyle güzel cümleler de beklemiyorum senden. İster küfret benliğime, ister beni sevdiğini söyle. Hiç ama hiç umurumda değil. Yeter ki duyayım sesini. Ya da aramasan da olur sevgili. Bir mesaj at, o yazın sıcağında bile üşüyen pamuk gibi ellerinle. Ne bileyim sor işte beni sevgili. Nasılsın de mesela. Ben nasıl olduğumu bir tek sana anlatabilirim. İyi misin diye sor bana. Sor ki anlatayım sensiz ne kadar kötü, sensiz ne kadar aciz, kimsesizliği de geçtim sensiz olduğumu. Ya da sevgili, o tamamen samimiyetten yoksun cümleyi kur bana. Hayatın nasıl gidiyor de bana. De ki anlatayım hayatımın sensiz geçen zamanlarda nasıl olduğunu. Ya da çık karşıma sevgili. Yüzünü getir bana. O aylardır göremediğim yüzünü bir kez daha göreyim. Belli mi olur bakarsın da gözlerimin içine içimde yanan aşkı görür de gözlerinden akacak bir damla yaş söndürür bu ateşi. Yok yok buna dayanamaz yüreğim. Ben yangınlarımla seviyorum artık seni sevgili. Ya gel de tekrar tekrar öldür beni, ya ara da sağır olsun bu beden kulaktan ta parmak uçlarına kadar. Ya da bir mesaj at da tutmasın bir daha o senden gelecek mesaja cevap yazacak ellerim. Karar senin kaybettiğim. Bu son karar. Ya da bu son cezam. Ya çekeyim cezamı seni sevmeye mahkumiyetimle. Ya da çek vur beni içinde olduğun kalbimden de bitsin bu sensizliğim. O beni bıraktığında yanıma kalan sevdalarını da ben yaşıyorum. Artık ağır geliyor sensiz sevmeler. Ver kararını sevgili. Bu beden dayanmaz yokluğuna daha fazla…

10 Şubat 2014 Pazartesi

Götüreceğim...

Bir yaz sabahı bırakıp gittin ya hani beni sevgili, hani yarım bıraktın ya beni, ben diğer yarımı hiç tamamlayamadım. Hani vazgeçip gittin ya ardına bir kez olsun bakmadan, hani bu iki kişilik aşkı yükledin ya o hançerini sapladığın sırtıma; ben o aşkı hala taşıyorum sırtımda. Kanayan yaralarıma inat hala iki kişilik seviyorum, hala iki kişilik âşık oluyorum sana gün be gün. Yokluğun her gece bir ılık rüzgar, tek yoldaşım sigaramla sokaklarda gezerken yüzüme yüzüme vuruyor. Artık sokaklar bile sessiz. Ne bir çocuksu ses duyabiliyorum içten içe o geçtiğim ıssız sokaklarda, ne de bir çocuğun annesini sever gibi sevdiğim seni bulabiliyorum. Her köşe başında yere atılmış birkaç izmarit, bir parça yalnızlık ve senin bıraktıkların gibi aşk kırıntıları görüyorum. Ellerim üşüyor, hiç ısınmayacaklar gibi damarlarıma kadar üşüyor. Biliyorum senin ellerini tutmadan, gözlerine bakmadan yüreğimi tekrar tamamlamadan geçmeyecek bu buz kesmiş hayata tutunmaya çalışan ellerimin soğukluğu. Her sabah yalnızlığınla uyanıyorum güneşin anlamsız, ısıtmaz olduğu günlere. Hadi diyorum yaz gitsin. Bir mesaj belki bir mektup, gönder gitsin sonra bir an geliyor ve ben o sırtıma yüklediğin aşkın altında yatan hançer yarasının acısıyla sarsılıyorum. Evet sevgili hala dinmedi kanayan yaralarım. Dinmeyecek de biliyorum. Çünkü sen gelmeyeceksin bir daha. Ben beklesem de ömür boyu sen bir kez bile gelmeyeceksin yanıma. Ve ben senin bende bıraktığın yalnızlığımla, o ay ışığının olmadığı geceleri yine sensiz geçireceğim. Biliyorum gün gelecek ben de her fani gibi bu dünyadan göçüp gideceğim. Kefenin cebi yok bilirim ama kalbime koymuşum seni bir kere. Cennete de gitsem cehenneme de bil ki seni de yanımda götüreceğim.